Archive for Haziran, 2010

Ergo Sigorta Grubu CEO’su Akın Kozanoğlu, sektörde kişilerin neyi satın aldığını bilmemesinden ve geçmişteki kötü algının sürmesinden kaynaklanan bir imaj sorunu yaşandığını belirterek, “koordineli hareket edilmeli” dedi.

Ergo Sigorta Grubu CEO’su Akın Kozanoğlu, sigorta sektöründe bir imaj sorunu yaşandığını belirterek ‘Tüm aktivitelerde, kampanyalarda imaj sorunu ön plana çıkarılmalı ve tüm şirketler koordinasyon içinde hareket etmeli’ diyor. Geçenlerde Ergo Sigorta Grubu CEO’su Akın Kozanoğlu ile sohbet ediyoruz. Kozanoğlu, ilginç bir tespit yapıyor ve sigorta sektöründe bir imaj sorunu yaşandığını söylüyor. Konunun detayına da değiniyor ve hizmet sektörünün her dalında bu tür sorunlar olduğunu belirtiyor. Akın Kozanoğlu, sigortacılıktaki imaj probleminin iki-üç nedeni olduğunu kaydediyor ve bunun da sektörün kendi bünyesinden kaynaklandığına işaret ediyor. “Sektör derken, Türkiye’deki sigorta sektöründen bahsetmiyorum. Genel dünyadaki sigortacılıktan söz ediyorum. Bu imaj sorunu sadece bizde değil, diğer ülkelerde de yaşanıyor. Çünkü sigortacılığın doğasında var” diyerek başlıyor anlatmaya Kozanoğlu ve şöyle devam ediyor: “Bugün bir mal satın aldığınızda hemen faydasını görüyorsunuz. Sigorta böyle değil. Bir riski teminat altına almak için para ödüyorsunuz. Belki de bu risk gerçekleşmiyor. O zaman da boşuna mı para ödüyorum diye düşünüyorsunuz. Tabii tazminat alanlar ise böyle bir parayı ödediğine mutlu oluyor.” Akın Kozanoğlu, sigorta sektöründen şikâyet edenler kadar mutlu olanların da bulunduğuna dikkat çekiyor. Dolayısıyla da sigorta sektöründe imaj sorununun bir nedeninin, kişilerin tam olarak neyi satın aldığını bilmemesinden kaynaklandığını ifade ediyor.

Şeffaflık sağlanamadı
Akın Kozanoğlu, kimi kesimlerde sigortacılık hakkında olumsuz bir yargı olduğunu da vurguluyor. Bunun da iki nedeni olduğunu söyleyen Kozanoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bence çok eski tecrübelerden gelen kötü algı bugün de devam ediyor. Maalesef bu sektörde 40-50 yıl önce yaşanmış talihsiz tecrübeler var. Çünkü uzun yıllar bu sektör çok eski bir yasayla yönetilmiş ve yasanın da birçok maddesi yıllar içinde iptal edilmiş. Bu boşluğun vermiş olduğu imkanlardan bilerek ya da bilmeyerek bazı sigorta grupları yararlanmışlar. Bu kötü algılar insanların aklında kalıyor ve bugün de halen devam ediyor. Bu işin bir tarafı. Bir de kimi sigortalılar aldığı hasar bedelinin bir bölümünün eksik olduğunu düşünebiliyor. Sigorta şirketi doğal olarak tüketiciye, “Şu teminatı almadığınız için hasarın bir kısmını ödeyemiyoruz” diyor. Eğer sigortalı en başta neyi satın aldığını biliyor olsa mutsuz olmayacak. Burada da faturayı biraz sektöre çıkarmak gerekiyor. Bu konuda şeffaflığın yeteri kadar sağlanamadığını düşünüyorum.

Yasa tüketici lehine
Sohbetimiz sırasında Akın Kozanoğlu’na, sigorta sektörünün imaj sorununun düzeltilmesi için neler yapılması gerektiğini de soruyorum. Kozanoğlu’na göre burada en büyük görev yine sigorta sektörüne düşüyor. Bilinçli ve koordineli bir iletişim stratejisinin yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Kozanoğlu, “Bugün hiçbir şey yapılmıyor değil. Bir defa 2007 yılında çıkan yasa ve ondan sonra çıkan yönetmeliklerle sigorta sektörünün platformu çok önemli bir biçimde tüketiciler lehine değişti. Bugün mali bünyeleri kuvvetlendirilmiş, imajları iyi şirketlerin çalıştığı bir piyasada oturuyoruz. Ayrıca, Sigorta Tahkim Komisyonu gibi bazı kurumlar da kuruldu. Acentelik sistemi disipline edildi. Özetle, bugün gerçekten yasal platform, tüketicinin lehine geliştirildi” diyor.

Koordineli hareket edilmeli
Akın Kozanoğlu, bu çerçevede Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin sektörün tanıtımı için yaptığı tanıtımların, büyük katkısı olduğunu da belirtiyor. Aynı şekilde sigorta şirketlerinin -ki bunların büyük bir çoğunluğu dünyanın köklü şirketleri- yaptığı tanıtımlar olduğunu ifade eden Kozanoğlu, işin reklam boyutunda çok büyük sorun olmadığını söylüyor. Bunun ötesinde bir takım sosyal sorumluluk projelerinin de arttığına işaret eden Akın Kozanoğlu, “Dolayısıyla bu aralar sektör çok para kazanmıyor ama kazandığımızın bir kısmını da sosyal harcamalarda kullanıyoruz” diyor. Akın Kozanoğlu’na göre tüm bu çalışmalar münferit çalışmalar ve koordine olmuyor. Kozanoğlu, bu konuda sözlerini şöyle bitiriyor: “Şirketlerin kendi yaptıkları tanıtımlarda bu imaj sorununu belli noktada dikkate almaları gerekiyor. Tabii konu sadece reklam da değil. Diğer tüm aktivitelerde, kampanyalarda imaj sorunu ön plana çıkartılmalı ve tüm şirketler koordinasyon içinde hareket etmeli.” Şirketler proaktif olmalı, şeffaflığı ön plana çıkarmalı Ergo Sigorta Grubu CEO’su Akın Kozanoğlu, sigorta şirketlerinin sektörün imaj sorununun çözümünde proaktif olması gerektiğini de belirtiyor ve şunları söylüyor: “Şirketler, sigortacılığı kamuoyuna anlatırken imaj sorununu ön plana almalı. En önemlisi her biri şeffaflığı müşterileri nezdinde sağlamalı. Bunlar yapıldığı takdirde, yasal zemin de zaten müsait… Tahmin ediyorum sektör adına güvenilirlik endeksi 3-5 yıl içinde gelişecektir. Bu hem tüketicinin lehine hem de sigorta şirketlerinin lehine olacaktır. Şeffaflık ve koordinasyon, tanıtım kampanyalarında bence önemli.” Noyan Doğan – Referans

İzlanda’da patlayan yanardağdan çıkan kül bulutu en fazla havacılık sektörünü etkiledi. Görüşmesafesinin engellemesiyle uçakların İzlanda üzerinden uçuşu bir süre askıya alındı. Uçuşlar yapılamayınca hava yolları şirketleri kadar turizmciler de olumsuz etkilendi. Allianz Sigorta Avrupa’da yanardağ patlamasından dolayı yaşanan zarara karşı havayolu şirketlerine sigorta poliçesi hazırladı. Türkiye’de bu ürün henüz satılmıyor. Hemturizm hemde havacılık sektöründe faaliyetleri bulunan Kayı Group YönetimKurulu Başkanı Talha Görgülü’ye gelişmeleri sorduk.

Ülkemizde havayolu şirketleri için poliçe olması gerekir mi?
Değişen şartlara uygun olarak, farklı ürünlerle talepleri karşılamak ekonomi hayatında önemlidir. Her türlü olasılığa karşı hazırlıklı olmak, başarıda sürekliliği de beraberinde getirir. Bu nedenle oluşabilecek risklere karşı koruma amaçlı doğal afetleri de içeren bir poliçe oluşturulabilir tabii.

Otel sahipleri gelecek misafirleri sigortalama şansına sahipler mi?
Böyle bir zorunluluk çok ciddi mali yükümlülükleri de beraberinde getirecektir. Turizm sektörü hali hazırda çok fazla değişkeni olan, dinamik bir sektör olduğu için bu tür maliyetler önemli giderlere neden olur. Bu kadar çok bilinmeyenin olduğu ortamda sezon öncesi sigorta yükümlülüğü sektörün dengelerini alt üst edebilir.

Yanardağ patlaması nedeniyle ülkemizde ki havayolu şirketlerinin zararı nedir?
Açıkçası hava sahası çok uzun bir süre kapalı kalmadı. Ülkemizdeki havayolu şirketlerinin dengelerini etkileyecek düzeyde bir kayıp yaşadıklarını düşünmüyorum. En azından Sky Havayolları’nda durumun böyle olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Uçuşlarımız, 24 saatin altında bir sürede tekrar açılmıştı.

Türk Sigorta sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk Sigorta sektöründe son derece köklü ve profesyonel hizmet veren kuruluşlar bulunuyor. Fakat ülkemizde kişi başı düşen sigorta prim miktarları Avrupa ülkelerine göre çok alt seviyelerde. Kurumve kişilerin sigortanın önemini kavrayıp, daha çok talepte bulunmaları finans sektörümüzün gelişimi açısından çok önemlidir. Şemsiye Dergisi – Gülseli ÖZDEMİR

Mapfre İspanya yıllık acenteler toplantısını ilk kez Türkiye’de gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Mapfre YönetimKurulu Başkanı ve CEO’su JoseManuelMartinez, “2009 yılında zorlayıcı ekonomik şartlara rağmen yüzde 6.3’lük büyüme ile 926.8milyon euro kar ettik” dedi. Toplantıda konuşan Mapfre Genel Sigorta Genel Müdürü Serdar Gül, 361milyon liralık primüretimi ve yüzde 3.6’lık pazar payıyla Türkiye’de hayat dışı sigorta pazarında faaliyet gösteren 36 şirket arasında primüretiminde 10. sırada, 66.2milyon liralık karıyla net karda 2. sırada, net kar/primoranı sıralamasındaysa sektör lideri olduklarını açıkladı.Mapfre Genel Sigorta GenelMüdürü Serdar Gül, hayat dışı sigorta ürünlerinde yüzde 56 sermayeye sahip yabancıların, primin yüzde 69’unu ürettiklerini söyledi.

Acıbadem Sigorta çalışanlarının okul çağındaki çocuklarına Acıbadem Sigorta Genel Müdür’ü Gökhan Gürcan karne hediyesi verdi. Geçtiğimiz günlerde Acıbadem Sigorta Genel Müdürlük binasında bir parti düzenlenerek çocukların karne sevinci paylaşıldı. Çocuklar eğitim yılının yorgunluğunu Genel Müdür Gökhan Gürcan’la birlikte pasta kesip dans ederek attı.

İngilizler internetteki karşılaştırma sitelerinde en çok otomobil sigortalarının fiyatlarını araştırıyor.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, internet kullanıcısı tüketiciler sigorta ürünlerini satın alırken bir aracıyla iletişimkurmaya ihtiyaç duymadan, tüm araştırmayı ve satın alma işlemini ürünleri ve şirketleri karşılaştırma imkanı veren internet sitelerinden yapmayı tercih etmeye başladıkları ortaya çıktı. Araştırma şirketi YouGov’un 3′er aylık dönemlerde yaptığı ‘ComparisonCheck’ araştırma sonuçlarına göre, tüketicilerin neredeyse yarısı geçen yıla oranla ürün ve fiyat karşılaştırma sitelerine çok daha fazla güvendiklerini söylüyor. Yüzde 46′lık bir bölümü de artık kendi kendilerine finansal kararlar alabildiklerini, danışmana ihtiyaç duymadıklarını belirtiyor. Karşılaştırma sitelerinin en yoğun kullanıldığı branşlar arasında, yüzde 79 ile otomobil sigortaları ve yüzde 72 ile bina-konut sigortaları başı çekiyor. Neredeyse tüm ürünlerde, karşılaştırma sitelerinin internet aramalarının hemen peşinden geldiği görülüyor. Son 3 ayda karşılaştırma sitelerinden finansal ürün satın alanların yüzde 53′ünün otomobil sigortası aldığı görülüyor. İkinci en popüler ürün ise yüzde 30 ile bina ve konut sigortaları. Ayrıca araştırmada kalite, fiyat ve ürün özelliklerinin giderekmarkanın önüne geçmeye başladığı sonucu göze çarpıyor. Araştırma şirketi YouGov’un direktörü Todd Davis, “Bu güvenin çok daha talepkar bir tüketici yarattığını görüyoruz. Finans sektörünün tarih boyunca tüketicilerin tereddütle yaklaştığı, güven duymadığı bir sektör olduğunu biliyoruz. Karşılaştırma sitelerinin artışı sayesinde tüketiciler artık geniş bir bilgiye ulaşabiliyor ve ürünleri seçerken çok daha bilinçli ve talepkar bir profil çiziyorlar” dedi. ŞEMSİYE DERGİSİ

Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) Hazine Müsteşarlığı, TÜİK, Emeklilik Gözetim Merkezi ve sigorta sektöründeki diğer kuruluşlardan derlediği verilere göre, Türkiye’de ‘zorunlu sigortalarda’ bile sigortalılık oranı oldukça düşük kalıyor. Bunların başında da deprem sigortası geliyor. Türkiye dünyanın en önemli deprem bölgelerinden biri olarak gösterilse de vatandaş, deprem sigortası için harcanacak parayı fuzuli harcama olarak görüyor. Buna göre Türkiye’de zorunlu olmasına rağmen konutların sadece yüzde 24.9′unun deprem sigortası bulunuyor. 1999 yılında büyük bir deprem yaşanan Marmara Bölgesi’ndeki konutların yüzde 67.4′ünün sigortasız olduğu belirlendi. İç Anadolu Bölgesi’ndeki konutların yüzde 71.5′inin, Ege Bölgesi’nde yüzde 76.7′sinin, Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 82.6′sının, Karadeniz Bölgesi’nde yüzde 82.7′sinin, Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 88.2′sinin, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 85.5′inin deprem sigortası bulunmuyor.

Marmara yine akıllanmadı
İl bazında bakıldığında deprem sigortası yapılması gereken konutların Şırnak’ta sadece yüzde 3.3′ü, Hakkari’de yüzde 4.2′sini sigortası bulunuyor. 2 milyon 714 bin konut barındıran İstanbul’da ise bu oran yüzde 34.8. Kocaeli’nde sigortalı konut oranı yüzde 31.8, Yalova’da yüzde 42.9 düzeyinde seyrediyor. Yasalar gereği trafiğe çıkan bütün araçlarda trafik sigortası zorunluluğu aranırken, motorlu taşıtların yüzde 23.6′sının zorunlu trafik sigortası bulunmuyor. Zorunlu trafik sigortası bulunmayan taşıt oranı otomobillerde yüzde 6.33 gibi makul bir oranda kalırken, otobüslerde oran yüzde 21.5, minibüslerde yüzde 18.5. Bu alandaki lider ise yüzde 23.8 ile kamyonlar. Kasko alanında ise trafikteki araçların yüzde 75.2′sinin sigortası bulunmuyor.

OECD ülkeleri primde bizi 30′a katladı
Nüfusu 72.5 milyonu aşan Türkiye’de bireysel emeklilik sistemindeki (BES) katılımcıların sayısı haziran itibarıyla sadece 2 milyon 135 bin kişi. Her yıl büyük doğal afetlerin yaşandığı bir ülke olmasına rağmen, 2008 sonu verilerine göre Türkiye’de sigortalı tarım alanı toplamın yüzde 2′si bile değil. Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerine göre, Türkiye’de 45 milyon adet kredi kartı bulunuyor. Yaklaşık 1 milyon 500 bin kişi kredi kartı borcunu ödeyemiyor. Buna rağmen kredi kartı borcunu ödeyememe riskine karşı düzenlenen sigorta poliçesi sayısı 50 binde kalıyor. Hazine Müsteşarlığı’nın verilerine göre 2008 yılında 116 dolar olan Türkiye’deki kişi başına prim üretimi 2009 yılında 109 dolara kadar geriledi. OECD ülkelerinde ise kişi başına ortalama prim üretimi 3 bin 15 dolar düzeyinde bulunuyor.

Bankalar Arası Kart Merkezi’nin verilerine göre Türkiye’de vatandaşların cebinde 45 milyon adet kredi kartı bulunuyor. Yaklaşık 1 milyon 500 bin kişi kredi kartı borcunu ödeyemiyor. Buna rağmen kredi kartı borcunu ödeyememe riskine karşı düzenlenen sigorta poliçesi sayısı 50 binde kalıyor. Her yıl binlerce yangının yaşandığı Türkiye’de sivil yapılar, ticari yapılar ve sınai yapılar için düzenlenen yangın sigortası poliçesi ise 2 milyon 851 bin. Küresel ısınmayla birlikte son yıllarda giderek artan sel felaketine karşı düzenlenen sigorta poliçesi sayısı da 46 bin civarında. Yaşanan ekonomik gelişmeler nedeniyle birçok insanın beklemediği bir anda işini kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunduğu Türkiye’de istihdam sigortası poliçelerinin sayısı da 50 bin civarında bulunuyor.

“Sektör 2003 yılından beri BES’e odaklanmıştı. Şimdi tekrar hayat ürünleri için yeni programlar yazıyoruz” diyen Yapı Kredi Emeklilik GenelMüdürü Taylan Türkölmez, sözlerine şöyle devametti: “Kredi hayat satışı sektörün üretiminin çok büyük bölümünü oluşturuyor. 2003 yılında kredi hayatmüşterimiz 127 bindi, 2009 sonunda 600 bin.Mayıs sonu itibarıyla 700 bin kişiye ulaştık. Yıl sonuna kadar 850 bin kişiye ulaşırız. Sektör genelinde ise bu sayı 14milyon müşteriyi geçiyor. Geçen yıl bankalar kredi piyasasında bu kadar agresif değildi. Bu yıl kredi pazarındaki büyümeye paralel sigortadaki büyüme devamediyor. Yapı Kredi Emeklilik olarak ‘YaşamRiskleri Sigortası’ olarak adlandırdığımız poliçemiz, kanser, kalp krizi gibi kritik hastalıklar,maluliyet ve yaşamkaybı durumunda sigortalıya ve yakınlarına toplu para sağlayan bir yaşamsigortası. Bu tip poliçelere ilginin giderek arttığını gözlemliyoruz. Çünkü kritik hastalıkların tedavi giderleri yüksek. Bunun yanı sıra tedavi dışı pek çok harcama, tümbirikimlerinizi bir anda sıfırlayabilir. Sigorta yaptırarak bu tip rahatsızlıkların getirebileceği yüksekmaddi kayıplardan korunmakmümkün. Türkölmez; “Kritik hastalıklar, ileri yaş hastalıkları değil. Giderekmaalesef genç insanlarda daha sık rastlanıyor. O yüzden genç yaşlı demeden herkesin bu sigortayı yaptırmasını öneriyorum. Zaten son dönemde bu konudaki bilincin arttığı gözleniyor. Bizim17 bin poliçemiz var. Primüretimimiz ise 3.7milyon TL oldu. Geçen yıl sonunda ise primüretimimiz 7.1milyon TL’ydi” dedi. Akşam